: +90 533 662 77 97

Taş Hastalığı

Üriner sistem (Böbrek, İdrar yolu ve İdrar kesesi) Taş hastalığı

Tarihte çok eski zamanlardan beri insanlığın sık görülen sağlık sorunlarından birisi olarak bilinmektedir. En sık 35-45 yaş arasında ortaya çıkar ve erkeklerde kadınlara nazaran 3 kat daha sık görülür. Üriner sistemde görülen taşların çoğu kalsiyum içeriklidir. Nadir görülen bazı sistemik hastalıklarda (hiperoksalüri, sistinüri, gut hastalığı gibi) çok özel taş tipleri oluşur ve bu hastalıklarda taşı ortadan kaldırmakla birlikte tedavinin asıl önemli kısmını bu hastalığa yolaçan sistemik durumla mücadele edilmesi oluşturur. Bazı insanlarda da kalsiyumun kanda fazlaca bulunmasına yol açan paratiroid bezi hastalıkları, veya idrara fazla atılmasına neden olan bir böbrek problemi veya kalsiyumun çökmesini engelleyici maddelerin eksikliği nedeni ile sık tekrarlayan kalsiyum taşları oluşur. Bu hastalarda da asıl yapılması gereken mevcut taşların tedavisi ile birlikte yenilerinin oluşmasını engelleyecek tedavinin düzenlenmesidir. Böbreğin bazı doğumsal yapı kusurlarında (atnalı böbrek, polikistik böbrek, böbrek çıkışında darlık gibi) böbrek içinde taş oluşum riski artmış olduğu da unutulmamalıdır.

Taş hastalığının en sık karşımıza çıkma şekli kıvrandırıcı tarzda ağrıdır. Genellikle ani başlayan ağrı ile belirti vermekle birlikte yavaş büyüyen, tüm böbreği doldurana dek farkedilmeyen taşlar da vardır. Ağrının yeri ve şiddeti taşın büyüklüğü, bulunduğu yer ve insanın anatomik yapısına bağlı olarak değişiklik gösterebilir. Ancak genellikle böğürde, kasığa doğru yayılan ağrı, bulantı, kusma ve sık idrara çıkma isteğinin eşlik ettiği bir  tablo mevcuttur. Teşhiste ilk olarak direk röntgen çekilmesi ve özellikle böbrek taşları için ultrasonografi yapılması mümkündür. Ancak son yıllarda üriner sistem taşı şüphesi ile başvuran tüm hastalarda en seçkin radyolojik yöntemin ilaçsız Bilgisayarlı Tomografi olduğu kabul edilmektedir. Bunlarla birlikte kanda böbrek fonksiyon testleri, enfeksiyon parametreleri ve idrar tahlili yapılır.

Taş teşhis edildikten sonra tedavide ne yapılacağına, taşın boyutuna, bulunduğu yere ve üriner sistemin yapısal özelliklerine (anatomisine) göre karar verilir. Bu arada,  taş böbrek çıkışında veya kanalda tıkayıcı ise böbreğin bundan etkilenme durumu ve varsa eşlik eden enfeksiyon bulguları da mutlaka hesaba katılmalıdır.

Tedavi

Sık tekrarlayan taş hastalığı bulunanlarda, çok erken yaşta büyük boyutlarda taş oluşan çocuk ve gençlerde ve ailesinde taş hastalığı öyküsü bulunanlarda taş oluşumuna yol açabilecek bir metabolik kusurdan şüphelenmek ve bunun için araştırma yapmak gerekir. Metabolik bir kusurun belirlenebildiği durumlarda özel diyetler verilebilir. Ancak metabolik bir kusur bulunmasa dahi tüm taş hastalarına bol su alımı, tuz alımının kısıtlanması ve yüksek proteinli diyetten kaçınmak önerilir. Potasyum sitrat içeren ve ülkemizde de bulunabilen bir ilacın sürekli olarak alınmasının kalsiyum taşı oluşma sıklığını azalttığı gösterilmiştir.

Bazı idrar kanalı (üreter) taşları ve idrar kesesi taşları (mesane) kendi kendine düşürülebilmesi için beklenebilir. Bu karar verilirken taş boyutu ve yerine göre bazı öngörülerde bulunmak mümkündür ancak kesin sonuçlar vermek doğru değildir. Düşürmeye çalışma esnasında bol sıvı alımı, hastanın durumu uygun ise hareket etmesi teşvik edilir ve yine her hastaya özel olarak şekillendirilecek bir kontrol programı oluşturulur. Bu esnada ağrı kesici ve bulantı gidericiler kullanılabilir. Taşın düşmesini kolaylaştırdığı bilimsel olarak ispatlanmış bir ilaç yoktur.

Cerrahi müdahale olmadan uygulanan bir diğer tedavi yöntemi vücut dışından şok dalgaları ile taş kırmadır (ESWL). Hastanın ultrasonografi ya da röntgen cihazı yardımı ile hedeflenen taşı üzerine şok dalgaları gönderilerek taşın parçalanmasını ve idrar yolu ile çıkarılmasını amaçlayan bu yöntemde uygulama esnasında hafif ağrı duyulabilir. İşlem esnasında gerekiyorsa ağrı kesici ve sakinleştiriciler verilebilir. Bazı böbrek taşlarının kırılmasından önce, kırma işlemi sonrası parçaların  kanalı tıkamasından korkuluyorsa işlem öncesinde böbrek ile mesane arasına bir stent takılması (DJ stent) tavsiye edilir. Bu işlem ameliyathanede kısa süren bir anestezi eşliğinde endoskopik olarak yapılır. Yine ESWL sonrası kanalda kalan, düşmeyen taşlar için ek endoskopik girişimler gerekebilir. ESWL’nin tek seansta başarılı olmaması durumunda tekrarlanması da gerekebilir. Taşın kırılganlığı ESWL başarısını direkt etkileyen bir faktördür, bunun yanısıra ESWL cihazının teknolojik özellikleri ve doğru odaklamanın yapılması da başarıyı etkileyen diğer faktörlerdir.

Günümüzde taş hastalığı tedavisinde açık cerrahinin hemen hemen hiç yeri kalmamıştır. Tüm böbreği dolduran ya da mesanede ileri derecede büyük boyutlara ulaşan taşlar için yapılabilir.

Günümüzde yaygın olarak kullanılan cerrahi tedavi seçenekleri aşağıda sıralanmıştır. Bu seçeneklerden hangisinin tercih edileceğine taş boyutuna, böbrek fonksiyonuna, taş lokalizasyonuna, anatomik yapıya ve hasta isteğine bağlı olarak karar vermek gerekir.

Böbrek taşları için :

1. Endoskopik yoldan böbrek içine kadar ulaşıp lazer yardımı ile taş kırılması (Retrograd Intrarenal Taş Cerrahisi -RIRS)

2. Ciltten böbreğe girilerek lazer, ultrason ya da pnömotik enerji kaynağı ile taşların parçalanması ve dışarı alınması ( Perkütan Nefrolitotripsi-PNL)

3. Karın duvarından optik aletler ile girip böbreğe ulaşılması yolu ile taşın çıkarılması (Laparoskopik cerrahi)

İdrar kanalı (üreter) taşları için;

1. Kapalı olarak (endoskopik) idrar kanalına girilerek taşın parçalanması ve dışarı alınması (endoskopik üreter taşı tedavisi)

2. Laparoskopik cerrahi

Mesane taşları için : İdrar kanalı çıkışından mesaneye girilerek farklı enerji kaynaklarının yardımı ile taşın parçalanabileceği endoskopik taş tedavisi