: +90 533 662 77 97

Testis Kanseri

Genellikle nadir görülen kanserlerden sayılmakla birlikte 15-35 yaş arası erkeklerde en sık görülen organ kanseridir. Amerikan Kanser Derneği verilerine göre nüfusu 320 milyon olan ABD’de 2016’da görülen vaka sayısı yaklaşık 9000 kadardır. Nedeni hakkında elimizde kesin bir veri yoktur. Testis kanserli hastaların büyük çoğunluğunda bir kromozom anormalliği (12. kromozomun kısa kolunda izokromozom-i12p) vardır ve testisin embriyolojik gelişimi esnasında bir gelişim kusuruna maruz kalmasının daha sonra  tümör gelişmesine neden olduğu varsayılır. Aynı aile içinde görülme riski artmıştır. Yani babada varsa erkek çocuklarında ya da bir erkek kardeşinde testis kanseri olanlarda görülme riski normal toplumdan 8-10 kat daha yüksektir. İnmemiş testis öyküsü olanlarda da benzer bir risk artışı bulunmaktadır.

Belirtiler- Bulgular ve Teşhis

Genç erkeklerde testisler üzerinde elen gelen sertlik, düzensizlik ya da bir testisin toptan büyümesi en sık karşılaştığımız başlangıç şeklidir. Genellikle ağrı yoktur ya da künt vasıflı hafif bir ağrı vardır.

Teşhiste ilk kullanılan araç ultrasonografidir (US). Ayrıca testisdeki tümör dokusundan salınabilecek bazı maddeler kan testleri ile ölçülür ve bu test sonuçları eğer yüksek olarak bulunursa, malign olan testis tümörleri için tedavi sonrası takip kriteri olarak da kullanılır( AFP ve bHCG- testis tümör belirteçleri ).

Testiste kitle lezyonunun US ile tarif edilmesinden sonra karın içinde lenf sistemine yayılım riski nedeni ile üst-alt karın bilgisayarlı tomografisi çekilir. Ayrıca yine yayılım riski açısından akciğer filmi alınır ve bunlar aracılığı ile kanserin evresi belirlenir.

Testisteki kitlenin tümör olduğu konusunda şüphe bulunan ya da vücutta başka yerlerde de kanser varken onlardan testise yayılım şüphesi bulunan nadir durumlarda biyopsi yapılabilir, bunlar dışında biyopsi yapılması önerilmez.

Tedavi

Hem teşhisin kesinleştirilmesi hem de tedavini ilk adımı olarak ilk yapılması gereken hastalıklı testisin kordonu ile birlikte tamamen çıkarılmasıdır (radikal orşiektomi). Çoğu hastada bu girişim yeterli tedavi olmaktadır.Ancak yayılım riski bulunan hastalarımız için patoloji raporundan elde edilecek kanser hücre tipi, kanda ölçülen tümör belirteçlerinin seviyesi, karın tomografisi ve akciğer grafisinin bulguları ışığında ek tedaviler önerilebilir. Bunlara göre hiçbir ek tedaviye gerek duyulmaksızın sadece takip, karın içi lenf düğümlerini hedefleyen radyoterapi ya da bir ya da bir kaç kürlük  kemoterapi verilebilir. Tedavinin başlangıcında ya da takipte herhangi bir aşamada karın içi lenf düğümlerinin çıkarılması da gündeme gelebilir.